Hz.İsa’nın Dili: Aramice

Genel itibariyle İsa Mesih’in ve Havarilerinin konuştuğu dilin M.S.1.yy.’da Filistin’in ortak dili olan Aramice’nin “Celile şivesi”  (1) olduğu üzerinde görüş birliği vardır. Bu şive Kudüs Aramice’ sinden farklıdır. Havarilerin çoğunun yurdu olan Celile bölgesinde bulunan Kefernaum’da da Aramice konuşulurdu. 3000 yıllık yazılı tarihi  (2) boyunca Aramice imparatorlukların idari ve dini dili olarak hizmet etmişti. Aramice Babilli kral II. Nabukadnezar’ın Ortadoğu’yu ve buna dahil olan Yahudiye ve Kudüs’ü M.Ö.597’ deki istilası ile tedricen nüfuz ederek kendini kabul ettirmişti ve Israil’de II. Mabed devri (M.Ö.539 – M.S.70) ortasından sonuna kadar günlük konuşma dili olmuştu. 

Kutsal kitabın Danyel kitabı 2:4b–7:28’teki beş yıkım hikâyesi ve bir kıyamet öngörüsü Aramice yazılmıştır. Ezra 4:8–6:18 ve 7:12–26  Akamenid hükümdarlığı (M.Ö. 5.y.y.)zamanında Aramice yazılmıştır. Talmud’un dili de Aramice idi.(3) Ölü Deniz Yazmalarının önemli bir kısmı Aramice yazılmıştır.

MS.I.y.y.’da yaşayan yani Hz.İsa ile hemen hemen aynı dönemlerde yaşayan Yahudi tarihçi Flavius Josephus’un tanıklığına göre Yunanca MS.1.y.y.’da İsrail’de yaygın olarak konuşulan bir dil değildi. Josephus Yunanca bilen Yahudilerin çok nadir olduğuna dikkat çekmişti:

Josephus şöyle yazar:

“Yunanlıların eğitimini edinmek ve Yunan dilinin temel özelliklerini anlamak için çok çaba sarf ettim, kendi dilimizi konuşmaya çoktandır alışık olsam da Yunanca’yı yeterli doğrulukla telaffuz edememekteyim. Zira, milletimiz diğer milletlerin dilini öğrenmeyi teşvik etmiyor.(4)

Aramice’nin düşüşe geçmesi ve parçalara bölünmesine sebeplerden belki de en büyüğü M.S.131-132 yıllarında yönetime gelen Simon Bar Kohba’dır. Simon Bar Kohba İbranice’yi canlandırmış ve yaptığı devrim sırasında resmi dil olarak tanımıştı.(5)


Orijinal İncil’in dilinin zamanın Yahudi toplumuna hitap ettiğini düşündüğümüzde Aramice
olması bekleriz. Ancak durum böyle değildir. Elimizde şu an mevcut İnciller Antik
Yunan dilinde yazılmış olup orijinali ile mukayesesi mümkün olmayacak şekilde asırlarca redakte edilerek elimize geçmiş metinlerdir. Ancak bu Yunanca metinler çevirilerin kopyası bile değildir. Antik çağ tarihçisi Prof. Dr. Bart D. Ehrman’a göre “metinler kopya edildikçe teolojik kaygılar nedeniyle bilerek veya “metin hatalarını başka hatalarla düzeltme” girişimleriyle geri dönüşümü olmayan bir şekilde ekleme ve çıkarma yapılarak tahrif edilmiştir.”(6)

Öyle ki kendisi M. İncil’in en meşhur hikâyelerinin bile aslında sonradan eklemeler olduğunu örnekleriyle açıklar. Örneğin NIV (New International Version) İncil tercümesi Hz.İsa’nın, “zina esnasında yakalanıp taşlanmak isteyen kadına acıyarak  bu kadını kurtarma hikâyesini” anlatan kıssayı içeren bölüm dahil Yn. 7:53--8:11 İncil’den çıkarmıştır. Bu kısım P66 ve P75 elyazmalarında yoktur. Bunlar Yh. 7:52’den 8:12’ye atlarlar. Codex Sinaticus ve Vaticanus da bu pasajları içermez.(7)

   Tutucu görüşlerden uzak birçok günümüz Kutsal kitap araştırmacısı Matta, Markos, Luka ve Yuhanna isimleriyle yazarlarına atfedilen kitapların yazarlarının aslında bu kişiler olmadığı görüşünde mutabıktır. Vurgulanması gereken bir nokta İncil yazarlarının hiçbirinin kitaplarında kendi isimlerini belirtmedikleri ve İsa Mesih’in çevresinde gelişen olayları birinci şahıstan aktarımla anlatmadıklarıdır. İnciller anonim (yazarı belirsiz) olarak yazılmış olup, yazarlar örneğin Matta ve Yuhanna adlı havarilerden bahsederken “onların” yaptıklarını anlatır. Ancak kitapların yazarları (Matta ve Yuhanna) olayların kahramanları olsaydı “Biz” şeklinde anlatım yapmaları beklenirdi.

Bunun yanında İsa Mesih’in takipçilerinin, İsa Mesih’in kendisi gibi Celile’nin alt ekonomik sınıflarından Aramice konuşan İsrailli köylüler olması gerektiğine göre İncil yazarı olan bu kişiler gerçekten Havariler olabilir miydi? Havarilerin okuma yazma seviyesi ne durumda olabilirdi?

  Son yıllarda antik çağlarda okuma-yazma oranının ne kadar az olduğunu gösteren birçok önemli araştırma yapılmıştır. En çok atıf yapılan eserlerden biri Columbia üniversitesinden Prof. William Harris’in “Antik Okur-yazarlık“ (Ancient Literacy) adlı çalışmasıdır.  Eski çağlardan korunarak kalıp günümüze kadar gelen tüm delilleri detaylıca inceleyen Harris, Antik çağ döneminin en iyi zamanlarında bile nüfusun ancak %10’unun okuma bildiğini ve muhtemelen bunların bir sayfadaki yazıları kopyalayabilme becerileri olabileceği sonucuna varır. Bunlardan çok daha azı da kendi başına bir hikâye yazmak bir yana dursun, bir kaç cümle yazabilmekteydi. Bunlardan tam bir kitap yazabileceklerin sayısı çok daha azdı. (8)

  Peki bu %10 luk kısma dahil olan kişileri kimlerdi? Bunlar üst tabaka seçkinler diyebileceğimiz eğitime zaman, para ve imkan bulabilen kişilerdi. Yalnız bu gruptaki insanlar İsa Mesih’in yakın takipçileri olan havarilerin toplumsal statüsüne kesinlikle uymamaktadır. Zira havariler üst tabaka aristokratlar değillerdi. (9) Havarilerin çoğu basit balıkçılardı.

Roma idaresindeki Filistin topraklarında okur-yazarlık ve kültür durumu daha da iş karartıcı idi.
Filistin’deki Roma dönemi okur-yazarlık durumu hakkında en kapsamlı araştırma Londra üniversitesi Yahudi araştırmaları bölümü profesörü olan Catherine Hezser tarafından yapılmıştır. Catherine Hezser İsa Mesih zamanında Filistin Yahudilerinin ancak %3’ünün okur-yazar olduklarını gösteriyordu. (10)

Ama yine bu okur-yazar insanlar sadece okuyabilen ve belki de isimlerini yazabilen ve kelimeleri kopye edebilen kişilerdi. Bu orandan çok daha azı cümle, paragraf, bölüm ve kitap yazabilirdi. Bunlar yine şehir elitleri olabilirdi.

   Sorunun büyüklüğü başka bir faktörü göz önünde bulundurursak daha artacaktır. İnciller Aramice değil, Yunanca yazılmıştı. Hem de Markos hariç çok iyi, ağdalı ve edebi bir Yunanca ile! İncil yazarları çok iyi eğitim almış Yunan dili okur-yazarı idiler. Bundan anlaşılacağı üzere nispeten yüksek tabaka sosyal gruplardan geliyorlardı ve kesin olan birşey de İncil yazarlarının Filistin dışı bir bölgeden olmalarıydı. Buna kanıt olarak ileride de değineceğimiz İncil yazarlarının ciddi coğrafik hatalarını ve Yahudi kültürüne ait öğelerle ilgili yanılgılarını verebiliriz.

İncillerin Yunanca konuşan topluluklara hitap ettiği için Yunanca yazılması (11) normaldir.  Bu kitaplar sonra Süryanice, Latince ve Kıpti dillerine çevrilmişti.(12)

Yunanca İncillerde Bulunan Aramice İfadeler

Elçilerin İşleri kitabı Hz.İsa’nın (as) dilinden olan birkaç Semitik kelimeyi Yunanca çevri yazı ile iletir. Metnin kendisi bu kelimelerden bahsederken “têi hebraïdi dialéktôi” İbranice diyalekti ifadesini kullanır. (Elç.İşl.21:40; 22:2; 26:14) ancak bu adlandırma karıştırılması imkânsız bir şekilde Aramice için de uygulanmıştır.

The Cambridge History of Judaism adlı kitapta buna örnek olarak şu deyim verilmektedir:

“Bazı kesin kaynaklarda Aramice’ye İbranice diye adlandırma yapılmaktadır. Örneğin “η επιλεγομενη εβραιστι βηθεσδα” (e epilegomene ebraisti bethesda) İbrani dilinde Bethesda denen yer (Yh.5:2) ifadesidir. Bu İbranice değil Aramice bir isimdir.  בית חסדא, " Hisda’nın evi" anlamına gelmektedir.” (13)

Yunanca yazan İncil yazarları Aramice’den çeviri kaynakları kullandıkları gibi bazı Aramice kelimelerin orijinallerini metnin içinde efendilerinin dilinden açıklamalarıyla vermişlerdir. Bu kelimelerden bazıları şunlardır:

Talitha kum: Kalk, küçük kız! (Markos 5:41)
Tabitha kum: Kalk Tabitha! Petrus kullanmıştır (Elç.İşl. 9:40)

Effatha: Açıl (Markos 7:34)
Eli Eli lema sabaqthani: Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin? (Matta 27:46, Markos 15:34)

Kefas: Taş, Simon’un (Petrus) lakabı (Yuhanna 1:42)
Rabbuni:  Efendim (Yuhanna 20:16)

Maranatha: “Efendimiz geldi” veya “Efendimiz gelsin!” (Didache 10, 1 Korintliler 16:22)
Hosanna: Kurtar! (Markos 11:9)

Eli Eli lema sabachthani: Tanrım Tanrım niye beni terk ettin? (Matthew 27:46;)
Haqal Dama: Elçilerin İşleri 1:19’daki “Kan tarlası” Kudüs’ün tüm sakinlerine tanıdıktı zira onların dilleri olan Aramice’de “Akeldama” Aramice olan "Haqal Dama" yani Kan tarlasının translitere edilmiş hali idi. (14)  Bu tamlama kesinlikle İbranice değil Aramice’dir. (15)

Şimdi Sami dillerinde inen kutsal kitaplardaki ilahi bir teşbihe göz atalım.

                                          Devenin İğne Deliğinden Geçmesi

İncil’in aslının Aramice olması gerektiğine ait bir işaret de İncillerde Hz.İsa’ya (as) atfedilen şu söz olarak geçmektedir. Burada olması mânâ Yunanca çeviride kaybolsa da Aramice’ye geri çevrilince muazzam bir şekilde kendini ortaya koymaktadır:

“Yine şunu söyleyeyim ki, devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır.”  (Matta 19:24)

 “Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği'ne girmesinden daha kolaydır.” (Markos 10:25)

 “Nitekim devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği'ne girmesinden daha kolaydır.”  (Luka 18:25)

Kur’an-ı Kerim’in dili olan Arapça’da “cemel” yani deve الْجَمَلُ  İncil’in asıl dili olan Aramice’de  ܓܡܠܐ (gamla) kelimesine karşılık gelmektedir. 10.y.y. Aramice dil uzman Mar Bahlul
eskiden gemici halatlarının, sağlamlığı dolayısıyla devetüyünden örüldüğünü açıklamaktadır.(16) Hammaddesi devetüyü olan halat belki de zamanla “gamla” kelimesiyle karşılanmaya başlanmıştı. Tabi ki sesli harfleri içermediği için g-m-l (halat) kelimesinin gerçek okunuşunun farklı olması gayet de muhtemeldir. Nitekim Aramice’den Yunanca’ya geçen “gamla” kelimesi kamilos (κάμιλος) ve kamêlos (κάμηλος) olarak iki farklı türevde geçmiştir. Yunanca’da Kamilos halat, kamêlos ise deve demektir. Ayrıca Arapça’da da deve ve halat için el-Cummel ve el-Cemel şeklindeki iki okunuş korunmuştur.

Kur’an ve İncil’de geçen ifadeler her hâlükârda bir olayın zorluğuna vurgu yapılmaktadır. Şimdi Aramice asıllı deyimlerin kullanıma başka bir çarpıcı örneği verelim.

 Yunanca metinden yola çıkarak kelimelerin Aramice asıllarına ulaşmak zordur. Ancak günümüz İncil araştırmacıları değerli çalışmalarıyla bazı şaşırtıcı gerçekleri gün ışığına çıkarmışlardır. Bilindiği üzere İsa Mesih İncil’de melekut alemine ait bazı hakikatleri mesellerle anlatıyordu. Mesellerle (parables) anlatım Midraş gibi haham edebiyatında İsa Mesih’ten yıllar önce yerini almıştı. İncil’de İsa Mesih’e atfedilen çok ilginç birkaç mesel kelimelerin Aramice asılları göz önüne alındığında daha manalı görünmektedir. Luka İncil’inden bir deyimi ele alalım:

Luka 23:24

“ὁδηγοὶ τυφλοί, οἱ διϊλίζοντες τὸν κώνωπα τὴν δὲ κάμηλον καταπίνοντες.”

“Ey kör kılavuzlar! Küçük sineği süzer ayırır, ama deveyi yutarsınız!”

Küçük sinek kelimesi Eski Yunanca’da “Konopa” (κώνωπα), deve ise “Kamelon”dur (κάμηλον). Bunun yanında bu iki kelime arasında ses uyumu yoktur. Bu ifadeler Aramice’ye geri çevrilince bir kafiye ortaya çıkmaktadır. Aramice’de qamla küçük sinek, gamla ise deve anlamına gelmektedir. (17)

Görüldüğü üzere Hz.İsa’nın (as) yaşadığı dönemde Filistin’de konuşulan dilin Aramice olması, Hz.İsa’ya (as) direkt olarak atfedilen ve İnciller’de çevirisi ile verilen Aramice deyimlerin bulunması, Yunancası’nda silik durumda olduğu halde Aramice orijinaline çevrildiğinde ortaya çıkan kafiye uyumları dikkate alındığında İnciller’in aslı için büyük bir boşluk oluşmaktadır. Elimizdeki en eski İnciller Yunanca olup Aramice İncil kaybolmuştur.

İncil yazarları ise tamamen kendi teolojik kaygıları ve muallimleri Pavlus’un doğrultusunda bambaşka bir eser oluşturarak Hristiyanlık’ın kitaplarını yazmışlardır.

____________________________________________________________________________

1.      Allen C. Myers, ed. (1987). "Aramaic". The Eerdmans Bible Dictionary. Grand Rapids, MI: William B. Eerdmans. sf. 72

2.       Klaus Beyer, The Aramaic language (1986: 11). 

3.      Beyer 1986: 38–43; Casey 1998: 83–6, 88, 89–93; Eerdmans 1975: 72

4.      Flavius Josephus, Antiquities of Jews XX, XI

5.      A Roadmap to the Heavens: An Anthropological Study of Hegemony among Priests, Sages, and Laymen (Judaism and Jewish Life)" by Sigalit Ben-Zion, sf. 155

6.      Bart D.Ehrman, 2005, Misquoting Jesus: 

7.      William Wallace, My Favorite Passage that’s Not in the Bible, June 24th 2008

8.      William V. Harris, Ancient Literacy (Cambridge: Harvard University Press, 1989), sf.114

9.      Bart D. EhrmanJesus: Apocalyptic Prophet of the New Millennium sf.45

10.    C. Hezser, Jewish Literacy in Roman Palestine (Tübingen: Mohr Siebeck, 2001), 496.

11.    Mark Allan Powell (editor), The New Testament Today (Westminster John Knox Press, 1999, sf.50).

12.    Stanley E, Porter (editor), Handbook to Exegisis of the New Testament, (Leiden, 1997), sf. 68. 

13.    The Cambridge History of Judaism: The late Roman-Rabbinic period. 2006. sf.460

14.    Dr. Michael Brown, "What do Jewish People think about Jesus?", sf.39

15.    Michael L. Brown, 60 Questions Christians Ask About Jewish Beliefs and Practices, sf.166)

16.    The New Testament according to the Eastern Text, George M Lamsa, 1940, sf.24  

17.    Humor in the Gospels: A Sourcebook for the Study of Humor in the New Testament, 2014, sf.262

Appendix:

Kur’an-ı Kerim’in Araf suresinde deve hakkında bir deyimi görüyoruz.

Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkârları işte böyle cezalandırırız.

إِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُواْ عَنْهَا لاَ تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاء وَلاَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ

 

Bazı Kur’an meallerindeالْجَمَلُ (el- cemelu) kelimesi deve olarak tercüme edilirken, bazı meallerde halat olarak tercüme edilmektedir. Bazı meallerde ise her iki kelimenin beraber verildiği görülebilmektedir.

İbn-i Kesir, bu ayetle ilgili tefsirinde bu kelimeyi değişik şekilde okuyan âlimlerle ilgili bilgiler verir: “ Ali b. Ebî Talha ve El- Ûfî isimli âlimlerin İbn-i Abbas’tan, yine Mücâhid ve İkrime’nin de İbn-i Abbas’tan rivayet ettiklerine göre, İbn-i Abbas, الْجَمَلُ  el-cemel kelimesini kalın urgan anlamıyla  اَلْجُمَّلُ –el-cummel okumuştu. Said b. Cübeyr de bunu tercih etmişti.”( İbn-i Kesir, Tefsirü’l Kur’an-ı Azim, Beyrut 1984, II. Cilt, s. 214)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır da tefsirinde bu konuya değiniyor ve meâli “deve (veya halat) iğnenin deliğinden geçinceye kadar..” şeklinde, kelimenin iki manasını da zikrederek veriyor ve bu kelimenin cümmel (halat) olarak da okunduğunu, bazı tefsircilerin halatı tercih ettiğini, fakat mânâ olarak deve’nin daha uygun olduğunu söyleyerek deve kelimesini tercih ettiğini söylüyor. (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Dağıtım, İstanbul, Cilt 4, s. 37, 39.)

 

Text Resize