Hz. İsa (as) Çarmıha Gerilmedi

 

                                                                                      “Gidin de, 'Ben kurban değil, merhamet isterim' sözünün anlamını öğrenin”. (Mt 9:13)

 

Kur'an-ı Kerîm 'de kesin olarak yalanlanan İsa Mesih'in çarmıha gerilerek insanlığın kurtuluşuna fidye olarak öldürülmesi İznik konsülünden sonra Hıristiyanlık dininde ana inanç öğesi olmuştur. İznik konsülünde bu inanç şöyle formülize edildi:

"Bizim günahlarımız uğruna Pontius Pilate hükmü altında çarmıha gerildi; öldü ve gömüldü. Ölümünden sonra 3. günde kutsal metinlere göre dirildi;"

Pavlus’a göre Hz.İsa’nın (as) çarmıha gerilerek öldürülmesi ve dirilişi en önemli inanç esasıdır. O ölümden dirilmediyse tanıklığı da yalan demekti:

“Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur. Bu durumda Tanrı’yla ilgili tanıklığımız da yalan demektir.” (1.Kor.15)

İslam inancında ise Hz İsa çarmıha gerilmemiş, sadece öyle görünmüştür. Bu bölümün amacı hem Hıristiyanlık hem İslam inancında değinilen çarmıha gerilme olayının içyüzünü açığa çıkarmaktır. Bunu yapmak için Hıristiyanlığın erken tarihlerine ait olan ve Ortodoks (Kabul edilen tek doğru yol anlamında) inancının dogmaları dışında gelişen diğer grupların inanç sistemlerine ait metinleri inceleyeceğiz. Bu metinlere genel olarak kabul edilmiş inanca alternatif öğeler barındırdığı için "Apokrif” (halktan gizlenen) denmektedir.

Zira resmi inancın dışındaki tüm kitaplar yasaklanmıştı ve gizlice okunuyordu. Apokrif metinler "Gnostisizm: Gizli ilimcilik" deryasının kaleme dökülmüş eserleridir ve resmi inancın temsilcisi Katolik kilisesi tarafından kesinlikle kabul görmezler.

Alıntısı yapılan her metin için günümüzde yapılan tarihlendirmeleri de bu inanç gruplarının ne kadar yaygın olduğunu anlamanız açısından vereceğiz. Metinler için yapılan tarihlendirmelerin kesinliği tartışılsa bile bu bölümün ana amacı tarihler değil içeriktir.

 

Kanon İncil'lere göre Hz.İsa'nın (as) çarmıha gerilişi

İncillerdeki anlatıma göre Yehuda para karşılığında İsa Mesih'in tutuklanmasına öncülük eder ve İsa Mesih'in tüm havarileri kaçarak onu yalnız bırakır. Luka İncil’ine göre İsa Mesih dini konseyde tanrının oğlu olmasını iddia ettiği için güya "küfür" ile suçlanmış ve ölüme mahkum edilmişti. (Lk. 22:70-71).

Bir sonraki gün sabah erkenden baş vâizler ihtiyarlarla, kutsal yasanın öğreticileri ve Sanhedrin meclisinin tümüyle beraber bir hükme vardılar. İsa Mesih'i bağlayıp Pilate'ye götürdüler. Ancak Pilate'nin önünde İsa Mesih halkı ayaklandırma, vergileri ödememe, kendini Mesih-kral diye adlandırma ve Yahudiye halkını kışkırtma ile suçlandı. (Lk. 23: 1-2) Buna rağmen ne Pilate ne de Hirodes İsa Mesih'e atfedilen suçların geçerliliğini kabul etmemişti. Pilate, Hz.İsa'nın çarmıha gerilişine karşı çıkar ama orada bulunan Yahudilerin genel ısrarı ile onların ellerine teslim eder. Matta İncil’ine göre ise İsa Mesih tesliminden önce kamçılanmıştır.

Luka İncil’ine göre İsa Mesih çarmıha gerilmeye götürülürken beraberinde iki kanun suçlusu ile hacı taşıyan Sirenaykalı Simon vardı. İsa Mesih'in sağında birini solunda da diğerini çarmıha gerdiler. İnsanlar seyrediyor, idareciler ve askerler onunla dalga geçip küçümsüyordu. Birisi de şarapla sirke karışımına bulanmış sünger veriyordu. İsa Mesih ölmüştü ve 6. saatte tüm karayı karanlık örttü. 9. saatte güneş parlamayı kesti. (Lk. 23:44-45)

Tüm bu olanları seyretmek için toplanan insanlar dağılmış ama Celileli kadınlar bu ilgi çekici olayı bir mesafeden izliyorlardı. Ancak Matta İncil’ine göre bu izleyiciler arasında Mecdelli Meryem, Yakup ve Yoses'in annesi olan Meryem ve Zebedi'nin oğullarının annesi vardı. (Markos listeye Salome'yi de ekler. Yuhanna İncil’ine göre ise İsa Mesih'in annesi, teyzesi, Kleofas'ın eşi Meryem ve Mecdelli Meryem İsa Mesih'in üzerinde asıldığı hacın yanında duruyorlar ve olayların tanığı idiler. (Yn.19:25)

 

Çarmıha Geriliş Olayında Kadınların Şahitliğinin Analizi

Çarmıha gerilme anlatımındaki en zayıf nokta erkeklerin şahitliğinin daha geçerli kabul edildiği Yahudi toplumunda bu hadisenin şahitlerinin çoğunlukla kadın olmasıydı. Bilindiği üzere kadınlar inandırıcılık bakımından bu çağlarda fazla etkiye sahip de değildiler. (Richard Bauckham, Jesus and the Eyewitnesses (Eerdmans Publishing Company: Cambridge, 2006), sf. 48.) 

Anlatılan olayların inandırıcılığını garanti altına almak için İncil yazarları tarafından Hz.İsa’nın (as) takipçisi olan kadınlar çarmıha gerilme sahnesine dâhil edilmişti. Ancak bu yapay ekleme Dört İncil’in gerçekten olaylara kimin tanık olduğu konusunda çelişmeleriyle görülebilmektedir.

İncil yazarları olayların tanıkları olan kadınlar hakkında şunlardan bahseder:

 

«Olup bitenleri uzaktan izleyen bazı kadınlar da vardı. Aralarında Mecdelli Meryem, küçük Yakup ile Yose’nin annesi Meryem ve Salome bulunuyordu. 41 İsa daha Celile’deyken bu kadınlar O’nun ardından gitmiş, O’na hizmet etmişlerdi. O’nunla birlikte Yeruşalim’e gelmiş olan daha birçok kadın da olup bitenleri izliyordu. (Mr. 15:40-41)

 

 

 

Orada, olup bitenleri uzaktan izleyen birçok kadın vardı. Bunlar, Celile’den İsa’nın ardından gelip O’na hizmet etmişlerdi. 56 Aralarında Mecdelli Meryem, Yakup ile Yusuf’un annesi Meryem ve Zebedi oğullarının annesi de vardı. (Mt. 27:55-56)

 

 

 

Ama İsa’nın bütün tanıdıkları ve Celile’den O’nun ardından gelen kadınlar uzakta durmuş, olanları seyrediyorlardı.. (Lk. 23:49)

 

 

 

İsa’nın çarmıhının yanında ise annesi, teyzesi, Klopas’ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem duruyordu.” (Yh. 19:25)

 

Çarmıha gerilme olayına şahit olarak adları geçen Meryem’lerin sayılarındaki âni artış karışıklığın nedeni gibi gözükmektedir. Yuhanna'da çarmıha gerilme olayı esnasında Hz.İsa’(as) ın annesi Hz.Meryem dahil 3 Meryem’den bahsedilir. Markos ve Matta ise Hz.İsa’(as) ın annesi Hz.Meryem’den değil başka bir Meryem’den bahseder (küçük Yakup ile Yose’nin annesi Meryem). Bu oldukça gariptir çünkü daha önce Markos 6:3 ve Matta 13:55’te Hz.İsa’nın (as) Yakup ve Yose adlı iki kardeşi olduğu bildirilmekteydi!

 Meryem’in oğlu, Yakup, Yose, Yahuda ve Simun’un kardeşi olan marangoz değil mi bu? Kızkardeşleri burada, aramızda yaşamıyor mu?” Ve gücenip O’nu reddettiler. (Mr. 6:3)

“Marangozun oğlu değil mi bu? Annesinin adı Meryem değil mi? Yakup, Yusuf, Simun ve Yahuda O’nun kardeşleri değil mi?” (Mt. 13:55)

Luka muhtemelen bu zorlukları fark edip şahitleri “kadınlar” olarak nitelemiş ve işin içinden çıkmaya çalışmıştı..

Markos, Matta ve Yuhanna’nın anlaştığı tek tanık Mecdelli Meryem’di. Bu Meryem’i Luka’dan tanımaktayız:

 

Bundan kısa bir süre sonra İsa on iki öğrencisiyle birlikte köy kent dolaşmaya başladı. Tanrı’nın Egemenliği’ni duyurup müjdeliyordu.  Kötü ruhlardan ve hastalıklardan kurtulan bazı kadınlar, içinden yedi cin çıkmış olan Mecdelli denilen Meryem...” Lk. 8:1-2

 

Bir başka zorluk da İsa Mesih'in sözde dirilişi (daha doğrusu Markos 16:1-8’deki boş mezar) tarihsel bir olay diye varsayılsa bile buna tanıklık eden ilk kişinin Mecdelli Meryem gibi işkilli bir geçmişe sahip birisi olmasıydı. Markos, diğer müjdecilerin aksine Mecdelli Meryem'in kendisinden 7 şeytan çıkarılan Meryem olduğunu tekrar cesurca hatırlatmaktaydı! (Mr. 16:9) Modern anlayışa göre açıklamak gerekirse bu Meryem’in ‘akli dengesi bozuk’ idi!  

Bu yüzden çarmıha gerilme olayına ait tanıkların tam listesi üzerinde bir anlaşma olmadığı veya ortak tek tanığın bizzat kendisinin hasta bir geçmiş sahip olması yüzünden kadınların tanıklığı meselesi şüphe altında bırakmaktadır.

Bu yukarıdaki anlatımlar Hristiyanların inandığı İncillerdeki çarmıha gerilme hikâyesinin özetidir.

 

Kur'an-ı Kerîm 'e göre Çarmıha Gerilme Olayı

Hz.İsa’nın (as) çarmıha gerilerek öldüğüne inanmak Kur’an-ı Kerîm’de kesinlikle reddedilen bir sanıdır. Kur'an-ı Kerîm 'de iki kez bildirildiği üzere Hz.İsa (as) kesinlikle öldürülmemiş ama Allah katına yükseltilmişti. Çarmıhta ölen kişi içinse insanlara öyle gösterilmişti.

Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" (katelna) demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler (ma katelehu). Bilakis (bel); Allah onu Kendine yükseltti (refea). Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 157-158)

Kur'an-ı Kerîm ‘öyle görünme’ olayının ayrıntılarına değinmemekte, bunun bir göz yanılgısı mı ya da çarmıha gerilenin başka biri mi olduğunu kesin olarak bildirmemektedir.

 

Erken Hıristiyan Yazarlarına göre
İsa Mesih'in Çarmıha Gerilmesi olayı

Erken Hıristiyanlığın birçok ekolünden biri olan Doketizm öğretisine göre İsa Mesih gerçekten bedeniyle yaşamamış ancak bir hayal gibi görünmüştü. (Brox 1984, s. 306.) Doketizm kelimesinin Yunanca  ‘dokein’ (δοκεĩν: görünmek) / ‘dókēsis’ (δόκησις: hayâlet) kelimelerinden türemiş olduğu düşünülür. (Gonzalez 2005, s. 46-47)

Doketizm’in bazılarının iddia ettiği gibi geç dönemde değil daha Hristiyanlığın başında çıkmış olması İncil'de bu inanca karşı sürülen tezlerin varlığından kanıtlanmıştır. Şu ayetler doketizm vb. inançlara cevap niteliğindedir:

“İsa Mesih'in beden alıp bu dünyaya geldiğini kabul eden her ruh Tanrı’dandır. Tanrı'nın Ruhunu bununla tanıyacaksınız." (1.Yh.2:4)

Doketizm ve benzeri inançların kaynağı tespit edilememiştir. Ancak bunların mevcudiyetiyle tarihin akışı içinde gerçekten meydana gelen bir hadisenin dilden dile anlatılırken dejenere olduğu görülmektedir. Bu hadise artık aslını yitirmiş ve farklı bir hale bürünmüştür. Hz. İsa'ya (as) tuzak kuran kişi bir nevi ilahi ceza ile bedeni Hz. İsa'ya (as) benzetilerek asılmış olabilir. (Doğrusunu tabi ki Allah bilir.)

Nitekim erken Hıristiyanlık ile ilgili son iki yüzyılda birçok antik yazma bulunmuştur. Oysa ki önceleri bu yazmaların Ortodoks Hıristiyanlıkça sonsuza dek yok edildiği düşünülüyordu. Bunların en önemlileri içinde 1945'te Mısırda Nag Hammadi'de bulunan 50 den fazla metinlerin bazılarında konumuz ile ilgili çarpıcı bulgulara rastlanmıştır. Dikkatinizi çekmek istediğimiz bir nokta şudur ki: bundan 60-70 yıl öncesine dek Hz.İsa'nın çarmıha gerilmediğini Kur'an-ı Kerîm 'deki ayetlerden ve Hz.Muhammed'in (sav) hadislerinden başka bir yerde bahsedilmediği sanılıyordu.

 

Bir Nag Hammadi Hazînesi:
Büyük Şit'in İkinci Antlaşma Kitabı

Büyük Şit'in İkinci Antlaşma kitabı İsa Mesih'in kendisi için hazırlanan hain plana kapılıp bunun kurbanı olmadığını anlatır. Öyle ki gerçekte o ölmemiş ve onlara öyle görünmüştü! Onların gördüğü ve düşündükleri Mesih'in acı çekip korkuya kapılması idi.

El yazmaları şunları anlatır:

"..Gerçekleştiğini sandıkları ölümüm onların yanılgı ve körlükleri yüzünden oldu, zira kendi ölümleri üzerine kendi adamlarını çivilediler. [1]

Metin gerçekte cezalandırdıkları, haça gerilen ve sirkeyi içen kişinin İsa olduğunu gördüklerini ancak aslında onun İsa olmayıp, aslında kurbanın kendi adamları olan Sirenaykalı Simon olduğunu (Luka İncil’inde haçı taşıyan Simon) açıklayarak devam eder. Onlar kör ve sağır olmuşlardır. İsa Mesih de onları bu cehaletine gülmektedir:

"Evet, onlar beni gördüler; beni cezalandırdılar. O başkası idi, safrayı ve sirkeyi içen babaları idi, ben değildim. Beni mızrakladılar; ama o başkası idi, o omzunda çarmıhı taşıyan Simon'du... Ben ise tüm idarecilerin zenginliklerinin ve hatalarının nesillerinin çok üzerindeki bir mertebeden boş şanlarını sevinçle izliyordum. Onların cehaletine gülüyordum!

Onların bütün güçlerini mahkûm ettim. Aşağı indiğimde kimse beni görmedi. Zira şeklimi değiştiriyor, formdan forma giriyordum. Ve böylece kapılarındaydım, onların benzerliklerini aldım. Yanlarından sessizce geçtim, bulundukları yerlere bakarak ve korkmadan ve utanmayarak, zira kirlenmedim. Onlarla konuşuyor benden yana olanların arasına karışıyordum. Onlara kötü davrananları ezerek ateşimi gideriyordum. Bütün bunları yapıyordum çünkü yukarıdaki babanın iradesini gerçekleştirmeyi istiyordum.” (A. Bullard and Joseph A. Gibbons, The Second Treatise of the Great Seth, Selection made from James M. Robinson, ed., The Nag Hammadi Library, 1990.)

 

Yuhanna'nın İşleri (MS. 150-200 yılları)

Yuhanna'nın İşleri adlı yazmalarda, havari Yuhanna, İsa Mesih'in çektiği acının sürekli olmadığı ve Zeytindağına ağlamaya kaçtığını yazar. Hikâyenin devamında havarisine mağarada söylemesi gerektiği şeyleri duyurmak için İsa Mesih'in Yuhanna'nın aklına dağa çıkmayı getirdiği anlatılır. Mağaranın ortasında İsa Mesih belirir ve der ki:

«...Yuhanna! Kudüs'ün eteğinde kalabalık içinde çarmıha geriliyor ve mızraklarla, kamışlarla, sopalarla yaralanıyorum ve bana içmem için sirke veriliyor... [2]

İsa Mesih'e atfedilen sözler şöyle devam etmektedir:

"...Bu yüzden acı çektiğimi söyledikleri hiçbir şeyden dolayı acı çekmedim... Duyduğun şey ona olmadı ama orada bulunanlara öyle göründü.

"... Acı çektiğimi görürsün ama ben acı çekmedim; öyle ki acı çektim; perçinlendim ama vurulmadım; asıldım ama asılmadım; öyle ki benden kan aktı ama akmadı ve benden bahsettikleri hiç birşey başıma gelmedi.. Bundan sonra İsa göğe alındı ve kalabalıktan hiçkimse onun farkına varmadı."[2]

 

Petrus'un Kıbtî Kıyamet Kitabı
(MS.200-255)

Eğer dikkat edilirse Matta İncilinde Petrus'un Göksel Egemenliğin sırlarına erişim bakımından bir üstünlüğü olduğu yönünde ayetler göze çarpar.

"İsa ona, "Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!" dedi. "Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam'dır. Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak." (Mt.17-19)

Hz.İsa'ya suikast yapan kişinin Hz.İsa'nın görünümünü alarak ceza çekmesi gibi gizemli bir olaya Petrus'un tanıklık etmek üzere önceden tayin edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

İşte havari Petrus'a atfedilen Kıbtî kıyamet kitabında ise Havari Petrus ile İsa Mesih arasında ilginç bir konuşma geçer. Petrus İsa Mesih'i nereye götürdüklerini sorar:

«Ağaç üzerinde memnuniyetle gülen kişi kimdir? Ayaklarından ve ellerinden vurulan kişi başka birisi midir?»

İsa Mesih şöyle cevap verir: «Ağaç üzerinde görünen yaşayan İsa'dır, ama Petrus'un gördüğü İsa'nın yerini alan benzeridir!» Olay kitapta şöyle anlatılır:

«...Ancak bizim aramızdan otoritesini sanki Allah'tan almış gibi psikoposlar ve deakonlar denen kişiler çıkacak. Onlar mevcut hükümdarların buyrukları altında bel bükecekler. Bu insanlar kurumuş su kanalları gibidirler..O yüzden gel sözünden caymayan Baba'nın iradesini yerine getirmeye çalışalım. İşte onları yargılayacak olanlar geliyor ve onlar utangaçlığa mahkum olacaklar. Ama onlar bana dokunamaz. Ve sen Petrus onların arasında duracaksın. Korkaklığın dolayısıyla korkma. Onların kavrayışı mühürlenecek zira gözle Görünmeyen (Batın olan) onlara karşı durdu.

..O bunları söylerken onlar onu ele geçirdiler. Ve dedim: Ne görüyorum efendimiz!? Onlar seni ele geçirdiler ve sen de beni mi sımsıkı tutuyorsun.? Peki bu ağacın üstünde memnuniyetle gülen kişi kimdir? Bu elleri ayakları çivilerle vurulan bir başkası mıdır?.. Kurtarıcı bana dedi ki: ağaçta memnuniyetle gülen ben yaşayan İsa'yım.! Ama elleri ve ayaklarından mıhlanan ve utanca sürüklenen onun bedeni parçasıdır, ona benzetilen kişidir. Ama ona ve bana bak!.

Daha sonra baktığımda dedi ki: Efendimiz kimse size bakmıyor! Haydi buradan kaçalım! ama o dedi ki: Sana demiştim! Körleri kendi haline bırak. Ve gör ki ne dediklerini bilmiyorlar! Hizmetimde olan yerine izzetlerinin çocuğunu utanca koydular.

..Ve bu anda ona benzer birinin bize doğru geldiğini gördüm, o ağaçta gülen kişi idi. O kutsal bir ruh ile dolmuştu ve kurtarıcıdır. Ve etraflarında çok yüce tarif edilemez bir ışık vardı ve onları tarif edilemez ve görünmeyen bir melekler topluluğu kutsuyordu. Ve ona baktığımda o yücelten kişi ortaya çıktı. Ve bana dedi ki: Güçlü ol kendisine bu gizemler verilen sensin!”(James Brashler and Roger A. Bullard, (Coptic) The Apocalypse of Peter, The Nag Hammadi Library, HarperCollins, San Francisco, 1990.)

Hikâyenin devamında İsa Mesih gelir ve çarmıha gerilen kişinin içinde şeytanın ikamet ettiği taş dolu bir tekne olduğunu, yanında duranın ise onların tutuklayıp bıraktıkları gerçek İsa olduğu anlatılır. İsa Mesih onların kavrayışlarına onların kör olduklarından dolayı güler.

Hz.İsa’nın aslında haç üzerinde değil de bir ağaç üzerinde çarmıha gerildiğinden kanon İncillerde de bahsedilmektedir:

“Sizin ağaca asarak öldürdüğünüz İsa’yı atalarımızın Allah’ı kıyam ettirdi.”(Elç.İşl.5:30)

Pavlus’un  akıl almaz bir mantığı vardır.  Eski Ahit’ten çarpıtarak yaptığı alıntıyla öğrettiğine göre ağaca asılan herkes lanetli idi! Bu alçaltıcı ifadeyi (haşa!) Mesih için de uygulamaktan hiç çekinmemişti:

“Mesih bizim uğrumuza lânet olmuş olarak bizi şeriatın lânetinden kurtardı; çünkü yazılmıştır: "Ağaç üzerine her asılan lanetlidir.”(Gal. 3:14)

Pavlus’un ne yaptığı bellidir. O sinsice Hz.İsa’ya (as) bir lanet yükleyemeye çalışmıştır.

Yakub'un Birinci Kıyamet Kitabı
(MÖ. 180-250 yılları)

Yakub'un kıyamet kitabına göre İsa Mesih'in başına gelen olayları duymuş ve Gaugelan dağına havarilerle gidip orada dua etmiş ve bir işaret beklemiştir. İsa Mesih belirip yanlarına gelir ve Yuhanna duasını keser, İsa Mesih'i kucaklayıp öper ve der ki:

"Efendimiz, size buldum! Çektiğiniz ve tahammül ettiğiniz acıları işittim. Çok üzüldüm. Benim şefkatimi biliyorsunuz. Bu yüzden bu insanları görmemiş olsaydım diye diledim. Bu yaptıkları için cezalandırılmalılar. Zira bu yaptıkları şeyler hakedilmiş şeyin tam tersiydi.."

ve İsa Mesih (as) cevaplar:

"...Yakup, benim veya bu insanlar için kaygıya kapılma... Hiçbir zaman hiç bir şekilde acı çekmedim veya üzülmedim. Bu insanlar bana hiç zarar veremediler. (William R. Schoedel, The (First) Apocalypse of James, The Nag Hammadi Library, 1990)

Alıntılarla sunulan yazmalar göz önüne alındığında İsa Mesih'in çarmıha gerilmesi ile ilgili bugün olduğu gibi eskiden de farklı inançlar olduğunu görüyoruz. Ortaya çıkan bilgiler ışığında İsa Mesih'in çarmıha gerildiğine eskiden de bazı grupların inanmadığını, farklı ve kendine has inanç şekilleriyle alternatif anlatımlara sahip olduklarını anlamış olduk. Tarih ve doğru sayılan (orthodox) dogma zafer kazananlar tarafından yazılmıştır. Günümüz Hıristiyanlarının inandığı kanonik İnciller ise bu mücadelede galip gelendir.

 

Hz.İsa’nın (as) Suikasttan Kurtulması
Aslında Zebur'da Müjdelenmişti.

Matta ve Luka İncillerinde Hz.İsa'nın (as) şeytan tarafından nasıl sınandığı Zebur'dan yapılan kasıtlı olarak değiştirilmiş alıntılarla anlatılmaktadır. Şeytan, Hz.İsa'ya (as) kendisini uçurumdan atmasını zira meleklerin Mesih'i koruyarak düşmekten koruyacağına ve kaldıracağına dair Zebur'daki vaadini hatırlatarak kandırmaya çalışır. Luka İncil’indeki ayetler şöyledir:

«İblis O'nu Yeruşalim'e götürüp tapınağın tepesine çıkardı. "Tanrı'nın Oğlu'ysan, kendini buradan aşağı at" dedi. "Çünkü şöyle yazılmıştır:

'Tanrı, seni korumaları için Meleklerine buyruk verecek.'

Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'

İsa ona şöyle karşılık verdi: " 'Tanrın Rab'bi denemeyeceksin!' diye buyrulmuştur.

"İblis, İsa'yı her bakımdan denedikten sonra bir süre için O'nun yanından ayrıldı. (Lk.4:9-13)


Matta İncili’nde ise olay şöyle anlatılır:

«Sonra İblis O'nu kutsal kente götürdü. Tapınağın tepesine çıkarıp, "Tanrı'nın Oğlu'ysan, kendini aşağı at" dedi, "Çünkü şöyle yazılmıştır:

'Tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek.'

'Ayağın bir taşa çarpmasın diye Seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'"

İsa İblis'e şu karşılığı verdi: " 'Tanrın Rab'bi denemeyeceksin' diye de yazılmıştır."(Mt.4:5-7)


Ancak bu iki İncil’in yazarı alıntı yaptıkları ayetlerde savundukları teolojiye destek olmaktan çok sorun çıkaran iki nokta vardır. Her iki yazarca alıntı yapılan Zebur ayetlerinin daha yakın bir analizini yapıp inceleyeceğiz. Bahsi geçen ayetler aslında şu şekildedir:

«Yüceler Yücesi'nin barınağında oturan, Her Şeye Gücü Yeten'in gölgesinde barınır.

"O benim sığınağım, kalemdir" derim RAB için, "Tanrım'dır, O'na güvenirim."

Çünkü O seni avcı tuzağından, Ölümcül hastalıktan kurtarır.

Seni kanatlarının altına alır, Onların altına sığınırsın.

O'nun sadakati senin kalkanın, siperin olur.

Ne gecenin dehşetinden korkarsın, Ne gündüz uçan oktan,

Ne karanlıkta dolaşan hastalıktan, Ne de öğleyin yok eden kırgından.

Yanında bin kişi, Sağında on bin kişi kırılsa bile, Sana dokunmaz.

Sen yalnız kendi gözlerinle seyredecek, Kötülerin cezasını göreceksin.(1)

Sen RAB'bi kendine sığınak, Yüceler Yücesi'ni konut edindiğin için,

Başına kötülük gelmeyecek, Çadırına felaket yaklaşmayacak.

Çünkü Tanrı meleklerine buyruk verecek, Gideceğin her yerde seni korusunlar diye.

Elleri üzerinde taşıyacaklar seni, Ayağın bir taşa çarpmasın diye.

Aslanın, kobranın üzerine basıp geçeceksin, Genç aslanı, yılanı çiğneyeceksin.

"Beni sevdiği için Onu kurtaracağım" diyor RAB, "Beni iyi tanıdığı için Ona kale olacağım.

Bana seslenince onu yanıtlayacağım, Sıkıntıda onun yanında olacağım,

Kurtarıp yücelteceğim onu. Onu uzun ömürle doyuracak, Ona kurtarışımı göstereceğim.» (Zeb. 91)


Şeytan ile İsa Mesih'in (as) İncil’deki diyaloglarında, uçurumdan düştüğünde Mesih'e kurtarılmak için ön şart olarak sürülen ‘Eğer tanrının oğluysan’ ifadesi Zebur'da yer almamakta olup görüldüğü üzere bir kasıtlı ekleme söz konusudur. Kendi teolojilerini desteklemek uğruna Matta ve Luka, Mesih'e yapılan vaadi (haşa!) ‘Tanrıoğlu’na dönüştürmekte hiçbir sakınca görmemiştir.

Ancak aynı anda belki de Hz.İsa’nın (as) “Kurban değil merhamet isterim” (Mat.9:13) sözlerini göz ardı eden ve kanon İnciller ‘in en önemli tezi olan ‘İsa Mesih'in kurban edilerek insanlığın günahlarından kurtulmasına’ burada farkında olmadan bir gedik açılmıştı.

Zira ayetlerin devamına dikkat edilirse Kur’an-ı Kerîm’de anlatılanlara uygun bir şekilde:

- Rabb’ine güvenip destek için dua eden Mesih işitilecek,

- Hz.İsa (as) kendi gözleri ile de kötülerin cezalandırmasını görecektir! Yani kurban edilmenin adı bile geçmemektedir.

- Düşmanlarından zarar görmeyecek,

- Meleklerle yükseltilerek yüksek bir makamda korunacak,

- Uzun bir ömürle yaşayacak.

 

Bu mevzudaki Kur'an-ı Kerîm ayetleri hatırlayalım:

... Seni Kendime yükselteceğim (rafiuke), seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim." (Al-i İmran Suresi, 55)

“Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" (katelna) demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler (ma katelehu). Bilakis (bel); Allah onu Kendine yükseltti (refea). Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 157-158)”

Zebur’daki babın son ayetlerinde yer alan  “Onu uzun ömürle doyuracağım” ifadeleri Hz.İsa’nın (as) adeta dondurulan yeryüzü hayatının uzun bir aradan sonra hadislerdeki gibi dünyaya tekrar gönderilmesiyle devam edeceğine ve bu yönüyle uzun olacağına işaret etmektedir.

Eski Ahit’in Zebur kısmı Mesih’in kurtuluşu ile ilgili bölümlerle doludur. Nitekim Zebur 116 babı ölümden kurtulan Mesih’in şükür yakarışlarını içermektedir. Zebur 91’de Mesih’e ayağın sürçmeyecek diye verilen sözün tutulduğu görülüyor:

RAB'bi seviyorum, Çünkü O feryadımı duyar.

Bana kulak verdiği için, Yaşadığım sürece O'na sesleneceğim.

Ölüm iplerine dolaşmıştım, Ölüler diyarının kâbusu yakama yapışmıştı,

Sıkıntıya, acıya gömülmüştüm. O zaman RAB'be yakardım,

"Aman, ya RAB, kurtar canımı!" dedim. RAB lütufkâr ve adildir,

Sevecendir Tanrımız. RAB saf insanları korur, Tükendiğim zaman beni

kurtardı. Ey canım, yine huzura kavuş, Çünkü RAB sana iyilik etti.

Sen, ya RAB, canımı ölümden, Gözlerimi yaştan, Ayaklarımı

sürçmekten kurtardın. Yaşayanların diyarında, RAB'bin huzurunda

yürüyeceğim. İman ettim, "Büyük acı çekiyorum" dediğim zaman bile.

Şaşkınlık içinde, "Bütün insanlar yalancı" dedim. Ne karşılık verebilirim

RAB'be, Bana yaptığı onca iyilik için? Kurtuluş sunusu olarak kadeh kaldırıp

RAB'be sesleneceğim. Bütün halkının önünde, RAB'be adadıklarımı yerine

getireceğim. RAB'bin gözünde değerlidir. Sadık kullarının ölümü.

Ya RAB, ben gerçekten senin kulunum; Kulun, hizmetçinin oğluyum,

Sen çözdün bağlarımı. Ya RAB, sana seslenecek, Şükran kurbanı sunacağım.

RAB'be adadıklarımı yerine getireceğim Bütün halkının önünde,

RAB'bin Tapınağı'nın avlularında, Senin orta yerinde, ey Yeruşalim!

RAB'be övgüler sunun!”

Yukarıda altı çizili ayetin İbranicesi kelimesi kelimesine şu şekildedir:

Gerçekten Ben senin kulunum, Ben senin kulunum, kadın hizmetkârının oğlu..

Anna Yahweh ki-Ani Abdeka, Ani Abdeka ben Amateka...

Ayetlerde kurtarılan Mesih’in mabedin bir kadın hizmetkârının oğlu olduğu ve defalarca ben senin kulunum diye yakardığı ettiği görülüyor. Kadın hizmetkâr, doğunca Kudüs’teki mabede hizmetkâr olarak adanan Hz.Meryem’den başkası olmasa gerektir.

“İmran’ın karısı (Meryem’in annesi Hanne) demişti ki: ‘Rabbim! Karnımdakini (Beyt-i Makdis’e hizmet etmek üzere) hür bir kul olarak sana adadım benden kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten, (niyetimi) tamamıyla bilen sensin, sen. “(Hanne) onu doğurunca, Allah onun ne doğurduğunu bildiği halde şöyle dedi: ‘ Rabbim! Ben onu kız doğurdum (Beyt-i Makdis’e hizmet bakımından) erkek kız gibi değildir. Bununla beraber, ben ona Meryem adını koydum. İşte ben onu ve neslini taşlanıp kovulan şeytana karşı (koruyasın diye) sana sığınır (sana ısmarlar)ım. “Bunun üzerine Rabbi de onu(n böyle adanmış olmasını) güzel bir şekilde kabul etti. Onu güzel bir nebat gibi yetiştirdi ve (eniştesi) Zekeriyya’yı da ona bakmakla sorumlu kıldı…””(Al-i İmran, 35)

Doğrusunu Allah bilir.

 

Text Resize